6.3.2009

Yoksulluk ve Sosyal Yardımlar

Valiliklerin yoksul ailelere yönelik kömür ve beyaz eşya yardımları, bugünlerde medyada geniş bir yer bulmakta, dolayısıyla da yoksulluk, yoksullukla mücadele ve sosyal yardımlar gibi konular geniş tartışma alanı oluşturmaktadır. Mahalli idareler seçimi yaklaşmasıyla tartışmanın daha da alevleneceği görülmektedir.

Ülkemizde birçok önemli konu gibi, yoksullukla mücadele konusu da sağlıklı bir tartışma ortamı oluşturulmadan sadece iktidar ve muhalefet çekişmesi olarak gündeme gelmekte, gündemin hızlı temposu arasında kısa sürede unutulup gitmektedir. Bugün için tartışılan bu konular, sanırım 29 Marttan sonra uzun bir süre tekrar gündeme gelmeyecektir.

Miting alanlarına, gazete köşelerine ve TV ekranlarına yansıyan tartışmaların daha çok yoksul hanelere yapılan yardımlara odaklandığını görmekteyiz. Öncelikle hemen belirtmeliyim ki, tartışmanın sadece sosyal yardımlarla sınırlı kalması, tartışmalardan faydalı bir sonuç elde edilmesini mümkün kılmamaktadır. Çünkü konu ülkenin çok temel bir sorunu olan yoksullukla ilgilidir; ülkemizdeki yoksulluk, yoksulluğun sebepleri, yoksullukla mücadelenin boyutları tartışılmadan sadece yapılan yardımların tartışılması konuya fazla bir katkı sağlamayacağı kanaatindeyim.

Ne yazık ki, Yoksulluk veya yoksullukla mücadele deyince çoğumuzun aklına ilk etapta yoksullara yapılan ayni yardımlar gelmektedir. İşin hazin tarafı bu, sadece sokaktaki kişi tarafından değil, bizzat bu işlerden sorumlu kişiler tarafından da bu şekilde algılanmakta, dolayısıyla da konuya bir derinlik kazandırılamamaktadır.

Bu kadar önemli bir konunun ülkemizde derinlik kazanabilmesinin ilk adımı, konuya bütüncül bir bakış açısı getirmekle olabilir. Bu bakış açısı, öncelikle ülkemizdeki yoksulluğun tanımı ve tarifinin yapılması ile başlamalıdır. Yoksul kimdir? sorusunun cevabını açık ve sarih bir şekilde vermeliyiz. Sana göre, bana göre yoksul olamaz. Yoksulluğun kriterleri ve çerçevesi çizilerek kapsamı belirlenmelidir. Bugün için böyle bir tarif ve tanım mevcut değildir. Bundan dolayı, kafaların karışık olması ve her kafadan farklı seslerin çıkması kaçınılmaz olmaktadır. 

Yoksullukla ilgili çalışmalarda, yoksulun tanımının yapılmasının ardından ikinci adım, Ne kadar yoksul? sorusuna cevap bulmak olmalıdır. Bugün için ekmek bulamayan insan da, asgari ücretle çalışan veya o seviyede geliri olan vatandaş da kendini yoksul olarak görmektedir. Dolayısıyla, karmaşık bir olgu olan yoksulluğu bütün boyutlarıyla (ekonomik, sosyal, kültürel vb.) ele alıp incelemek gerekir. İnceleme neticesinde ise, yoksulları içinde yaşadıkları koşullara ve çok boyutlu yoksulluk göstergelerine göre derecelendirmek icap eder. Bundan sonra, yoksulara yönelik yapılacak bütün çalışmalar da mutlaka yoksulluk derecesine uygun olmalıdır.

Yoksullara yönelik çalışmalarda atacağımız üçüncü adım, Niçin yoksul? sorusuna cevap aramak olmalıdır. Ülkemizdeki yoksulluğun yok edilebilmesi veya azaltılabilmesi için insanları yoksulluğa götüren sebeplerin çok iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Yoksulluk sebeplerini ortadan kaldırmaya yönelik çaba ve gayretler yoksullukla mücadelenin mihenk taşını oluşturmalıdır. 

Yukarıdan da anlaşılacağı üzere, Yoksullukla mücadeleye başlamadan önce yukarıdaki soruların cevabını bulabileceğimiz bir veri tabanının oluşturulması gerekmektedir. Bu veri tabanını esas alarak yoksullukla mücadele için hem yerel hem de ulusal boyutta bir stratejik plan belirlenmelidir. Bu stratejik plan, konu ile ilgili resmi ve sivil kurumların görev ve işbirliği alanlarının belirlenmesini kapsamalı; bu sayede de her kurumun aynı işi yapması önlenmeli, kurumlararası işbirliği sağlanmalıdır.

Yoksullukla ilgili vakfımızın 2007 yılından beri yürütmüş olduğu yoksulluk haritası projesi bu kapsamda büyük önem arz etmektedir. Bu proje, çoğu kişi tarafından dile getirilen yoksulluk haritası çalışmalarına bir örnek teşkil etmektedir. Bu çalışma ile Elazığ il merkezindeki 9300 haneye ilişkin veriler elde edilmiş ve bu veriler e-yoksul programı ile web ortamına taşınmıştır. Elde edilen veriler yukarıdaki sorulara cevap verebilmekte, kurumlararası işbirliğini sağlayabilmektedir.

Elazığ Yoksulluk Haritası verilerinden yola çıkarak,  Elazığ il merkezindeki yoksul haneleri iki ana başlıkta toplayabiliriz. Birincisi, hanelerinde; iş yapabilir, çalışabilir ferdi olan yoksul hanelerdir. Bu hanelerde, hanenin çalışabilir ferdinin sürekli ve düzenli bir işi olmadığı için, asgari ihtiyaçları (gıda, barınma, eğitim, sağlık…) karşılayabilecek bir gelir elde edilememektedir. Bu sebepten, hane yoksuldur. Ancak yoksulluk dereceleri çok düşük değildir. Bu, çalışabilir hane reisleri veya fertleri daha çok inşaat sektöründe düz işçi olarak çalışan veya seyyar olarak sebze ve meyve satan, eğitim seviyesi düşük, bir mesleki becerisi olmayan, sosyal güvenceden yoksun kişilerdir. Elazığ yoksulluk haritasındaki kayıtlı yoksul hanelerden 6417 hane (%70) bu özelliklere sahip olan hanelerdir. Bu oran da gösteriyor ki, Elazığ’daki yoksulluğun en önemli sebeplerinden birisi işsizliktir. Bu hanelerin yoksulluktan kurtulabilmeleri; asgari düzeyde ihtiyaçlarını karşılayabilecek sürekli ve düzenli bir işe sahip olmalarıyla mümkündür. Ayrıca, bu hanelerden 2861 hanenin (%44,6) son 20 yıl içerisinde Elazığ kırsalından veya komşu şehirlerin kırsalından Elazığ il merkezine göç eden hanelerden oluşması, göçün; yoksulluğu tetikleyen önemli bir faktör olduğunu da göstermektedir.

Bu kesimin yoksulluğunun giderilmesi veya azaltılması için;

1-Ekonominin güçlenmesi, piyasanın canlanmasına, yeni iş alanlarının oluşmasına ve istihdamın artırılmasına yönelik politikalara,

2-Kırsal kesimden şehirlere olan göçlerin durdurulması, bazı hanelerin köylerine dönüşünün sağlanmasına ve kırsaldaki tarım ve hayvancılık sektörünün canlandırılmasına yönelik politikalara,

3-Çalışabilir fertlerin, iş yapma beceri ve yeteneklerinin geliştirilebilmesine bağlıdır.

Yukarıda saydığımız bu üç başlık, çalışabilir yoksul vatandaşların yoksulluklarının azaltılması için yapılması gerekenlerdir. Bunların ilk ikisi makro ekonomik politikalar ile ilgilidir. Bunların kısa vadede hayata geçirilmesi, Küresel krizin sarmalındaki bir Türkiye için hiç de kolay görünmemektedir. Ancak 3. başlık insan kaynaklarının geliştirilmesi ile ilgilidir. Elazığ Yoksulluk haritası verilerine göre, yoksul hane reislerinin %21 okuma yazma bilmiyor,%41 ‘i ise sadece okuma yazma biliyor veya ilkokul mezunudur. Bu oranlar eğitimin, yoksulluk üzerindeki etkisini göstermektedir. Yoksul hane reislerinin düşük eğitim seviyelerine paralel olarak çoğunun mesleki bir beceri ve yetenekleri de yoktur. Bu yüzden daha çok kas gücüne dayalı işlerde çalışarak geçimlerini sağlamaya çalışırlar. Bu yoksul hanelerin belirli yaş grubuna (20–40) dâhil fertlerine, belirli meslek dallarında beceri ve yetenek kazandırılarak iş bulma imkânları arttırılabilinir, kendi işlerini kurma şartları sağlanabilir. Yine benzer sosyal eğitimlerle bu aileler yoksulluğun olumsuz etkilerinden korunarak içinde bulundukları olumsuz şartların daha da derinleşmesine engel olunabilinir. Kısacası bu hanelerdeki yoksulluğun azaltılmasında insan kaynaklarının geliştirilmesi büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde yoksullukla mücadele eden resmi ve sivil kurumlar bu konu üzerinde odaklanmalı. Bu alanda gerçekçi projeler hazırlanarak uygulanmalıdır. Ülkemizin içinde bulunduğu sosyo-ekonomik şartları değiştirmemiz belki mümkün değildir, ancak yoksul hane fertlerinin beceri ve yeteneklerini geliştirerek hayata tutunmalarını sağlamak pek de mümkündür.

Yoksul kesimin diğer %30’luk dilimi, iş gücünü kaybetmiş, sosyal güvenceden yoksun, yaşlı, özürlü,hasta, dul…, insanlardan oluşmaktadır. Bu insanların çalışıp geçimlerini sağlama imkânları yoktur ve dip yoksul dediğimiz en yoksul kesimi oluşmaktadırlar. Bunlardan bazılarına ( yaşlı, özürlü vb. ) devlet, değişik başlıklar altında düzenli sosyal desteklerde bulunmaktadır. Ancak verilen destekler, hanenin asgari geçimini sağlamasına yeterli değildir. Devletin vermiş olduğu bu sosyal destekler tekrar gözden geçirilerek bu kesimdeki her yoksul haneye, makul ve kabul edilebilir bir oranda sosyal destekte bulunması gerekmektedir. Haneye verilecek destek, hanedeki fert sayısına göre belirlenmeli, bir yıl süre ile sınırlanmalıdır. Her yılın sonunda aile ile ilgili tespitler yapılarak desteğin devam etmesine ya da kesilmesine karar verilmelidir. Yapılacak olan destek, hane reisinin veya hane hanımının bankada açılacak hesabına yatırılmalıdır.

Yoksullukla mücadele ve yoksulluğun azaltılmasına yönelik faaliyetler; ülkenin kalkınması, toplumsal huzur ve barışın sağlanması, sosyal adalet ve sosyal devletin ikamesi açısından son derece önemlidir. Bugün bu alanda yaşanan kargaşa, alana yönelik yapılacak her faaliyetin, bir stratejik plan dâhilinde yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Böyle bir öngörüden yoksun yapılan ayni ve nakdi yardımlar problemleri azaltmayacağı gibi daha da derinleştirecektir.

 


Burhan GÜNEŞ

Bu yazı 16344 defa okunmuştur.



Yazarın diğer yazıları için tıklayınız..